''DANS ETMEM, ETTİRİRİM'' / Bedük

''Even Better'' albümüyle kendisinin bile hedeflemediği bir başarı yakalayan Bedük, yeni albümü ''Dance Revolution'' ile çıtayı daha da yükseltiyor. A'dan Z'ye her şeyini kendisinin yaptığı albümünün yayınlanışına sayılı günler kala bir araya geldiğimiz Bedük ile aklınıza gelebilecek her türlü konudan konuştuk.

''Even Better''da olduğu gibi bu albümde de her şeyi kendin yapıyorsun. Bir mecburiyetten mi kaynaklanıyor, yoksa böyle olmasını mı istiyorsun?

İlk albümde mecburiyetten kaynaklandı; ama böyle olmasını istediğim için mecburiyetten kaynaklandı. Çünkü istediğimi başka yerde ya da kimsede bulamıyordum. O yüzden kendim yazdım. Sonra da hoşuma gitti, böyle devam ediyorum.

''Even Better'' ile hedeflediğin noktaya geldin mi, yoksa tam tersi bir durum söz konusu mu?

Hiçbir şey hedeflememiştim onda. Sadece tek hedefim yapmak istediğimi yapıyor olmaktı; bunu yapmaya izin verilmiyordum. Daha sonra gelenlerin hepsi sürpriz oldu. Bu bir senede geldiğim yeri ben beş senede planlamıştım. Bu, benim açımdan çok güzel oldu. Çünkü yeni, farklı, daha önce duymaya alışık olmadığımız bir şey olduğu için çok çabuk algılanmaz diye düşünüyordum. Ama bir senede algılandı. Bence çok iyi bir yere geldi. Hiçbir zaman ''coşacağız, Avrupa'yı sallayacağız, şunu yapacağız, bunu yapacağız''; gibi bir amacım yoktu. Sadece yapmak istediğim şeyi yapmaya devam etmek istiyorum. Şimdi de öyle yavaş yavaş daha fazla hayaller kurmaya başladım. Hayaller dediğim; bir sanatçı yaptığı işin ne kadar ileriye gitmesini istiyorsa odur hayallerim. Spesifik hayallerim yok.

DANSIN BAYRAÄžI
Albümün ismi ''Dance Revolution'' yani ''Dans Devrimi'' olduğu için bunu yansıtacak en güzel şey benim kırmızı bayrağı tepeye dikiyor olmamdı. Bu, aslında benim ilk albümde yaptığım şeye bir gönderme. Bu, müzik sektörünün tepsine bayrağı dikmek olabilir, benim geldiğim son noktayı ifade ediyor olabilir... Yapılan sanatsal bir işin sözle açıklanmasını çok fazla sevmiyorum. Çok fazla sözle açıklayamadığım için işi o görsellerle, o müzikle gösteriyorum. O yüzden ondan kim ne çıkartırsa. Olay belli, dans devrimi. Ben elimde kırmızı bir bayrakla ileriyi göstererek bakıyorum. Herkes kendince bir şey çıkartabilir. İçinde devrim var ve gerçekten bazı şeyleri yıktığımı, bazı kapıları açtığımı düşünüyorum. Bu egodan ya da kendimi çok büyük görmekten ötürü değil, gerçekten dışarıdan baktığım zaman bir kapının açıldığını ve yeni bir şeyin başladığını görüyorum. O yüzden bunu yansıtacak en güzel görüntü bu.

Konuşmalarında ''Türün ilk örneğiyim'' diyorsun; ama baktığımda benim aklıma Portecho da geliyor.

Onlarla ayrı yerdeyiz. Onlar daha elektro, ben daha dansım. Çünkü elektronik müzik dediğin zaman aynı rock müzik gibi tek bir şey yok ki. Ben daha çok funk'a, groove'a gidiyorum, onlar daha çok - çok da fazla bilmiyorum, irdelemedim Portecho'yu - benim dışarıdan gördüğüm kadarıyla elektro bir yerde duruyor.

Peki Ayşe Hatun Önal, Hande Yener gibi isimleri nasıl buluyorsun? Mesela altyapılarını nasıl değerlendiriyorsun? Onlarla beraber bir şeyler yapmak ister misin?

Tabii ki isterim, niye istemeyeyim ki. Herkesle bir şeyler yapmak isterim, amaç elime gelen işi bir üst seviyeye çıkartmaksa ben dört yüz seviyeye çıkartırım. Ona özel bir şey yaparım. Bunlar, Türk pop müziği için iyi şeyler. Çünkü yaptıkları şeye elektro house, funk, disco bilmem ne diyemezsin. Ama yaptıkları şey popun bir üstü. Elektronik öğelerle beziyorlar, Türk pop müziğinden daha iyi armoniler koyuyorlar. Güzel bir Türk pop yapıyorlar öyle söyleyeyim. İyi müzik adına güzel şeyler bunlar. Ama benim durduğum yer, tamamen başka bir yer. Öyle lanse ettiğin zaman öyle olur ya bizim ülke. Aslında o, iyi bir pop. Özellikle Hande’nin yaptığı şeye saygı duyuyorum. Pop müziğinin göbeğinden böyle bir yere gelmek istemesi ve gelmesi bence doğru ve güzel bir hareket, ayrıca müzik için de güzel bir hareket.

Dans etmeyi mi daha çok seviyorsun yoksa dans ettirmeyi mi?

Dans etmeyi sevmem ben. Normal hayatımda dans etmem. Bir tek sarhoş olduğumda dans ederim. Dans etmem, ettiririm.:) Ama zaten alkolle de aram yok, bir tek sahneye çıkmadan önce bir kadeh bir şey içiyorum.

Genelde dans müziği yapanlar dans etmiyor mu?

Yoo, bilmiyorum ki. Dans etmen lazım, bu iş böyle yapılır, popstar olacaksan eğer dans edeceksin, sahnede şöyle duracaksın, yanında bilmem neler olacak gibi bir şey yok ki. Prodüktör gibi bakman lazım bana. Yani ben bir şeyi yaratıyorum ve onu orada sunuyorum, ben kendimi sunmuyorum. Popüler müzikteki starlık kavramında kendini sunmak var. Benim yaptığım şeyde ben işimi sunuyorum. İnsanlar dans ediyor, güzel de oluyor.

Sahnede olmanın senin için anlamı nedir?

En mutlu, huzurlu olduğum yer. Kendimi bulduğum yer. Normalde dışarı çıkmayan yanımın çıktığı yer. Farklı biriymişim gibi gözüküyor; ama içimde var o herif.

 

Röportaj: Doğu Yücel & Zeynep Okyay

Yorum Ekle


    • >:o
    • :-[
    • :'(
    • :-(
    • :-D
    • :-*
    • :-)
    • :P
    • :\
    • 8-)
    • ;-)

    Toplam 0 yorum var

    Reklam

    NE VAR NE YOK?





    Feedback