TAŞODA'DAN YER ÜSTÜNE / Badem

Boğaziçi Üniversitesi çok enteresan, bambaşka bir kaynak. Orada okumasam da iki yıl Hisarüstü'nde, iki Boğaziçiliyle aynı evi paylaştığımdan olacak, Güney Kampüs, Orta Kantin, Mithat Alam Film Merkezi, Kennedy Lodge gibi yerlere epeyi aşinayım. Bir de okulun kült çalışma stüdyosu Taşoda'ya tabii, herhalde gün gelip de ilk kısa film denememi yaparken hikayenin Boğaziçi'nde Müzik Kulübü'nde başlamış olmasının illa payı vardır bu kavramların. Dağıtmayalım, Badem de bu bahsettiğimiz Taşoda çıkışlı grupların sonuncusu. Ben tanıyorum madem, size de tanıtayım tabii.

Kısaca nasıl kurulduğunuzu anlatalım?

Mustafa: Boğaziçi'nin korolarında Barış ve Devrim'le birlikte başlamıştık, grubun adı da zaten bu üçlünün isimlerinden türetilmişti. Bir vokal grubu olarak kurulduk, önce gospel tarzı yapmaya çalıştık. İlk çalışmadan itibaren kendi bestelerimizi yapıp üç sesli yorumlamaya başlamıştık zaten. Zaman içinde bazı elemanların gelip gitmesiyle enstrumanlara daha fazla ağırlık vermeye başladık. Şimdi Belçika'da olan Devrim'in gitmesi ve bas gitarist Doğaç, gitarist Mert ve baterist Emre'nin katılmasıyla son halimizi almış olduk.

Albüm fikri nasıl oluştu peki?

Barış: Albüm fikri hep vardı ama daha somut adımlar 2002'den sonra oldu. Aslında daha 1996'da bizi dinleyen birisinden "Size albüm yapalım" teklifi gelmişti.

Mustafa: O zaman için sevindiriciydi ama sadece üç aylık bir gruptuk, üç bestemiz vardı, çok amatördük. Bir de, sadece vokal topluluğu şeklindeydik o zaman, şimdi ise çok vokalli bir pop-rock grubuyuz. Bu zamanın geçmesi iyi de oldu, çok şey öğrendik bu sürede. Hem müzik anlamında hem de sektör anlamında. Barış, ben ve Savaş (Kılıç) diye bir arkadaşla Taşoda Prodüksiyon firmasını kurduk.

Mert: Bu şarkılar zaten uzun süredir mevcut olan şarkılar. Taşoda'nın kurulmasından önce de demolarımız vardı. Ama daha somut adımlar atmaya başladığımızda daha albüm tadında bir demo yapalım dedik. Ondan sonra başka firmalarla da görüştük ama en iyi anlaştığımız da Sony oldu.

Son zamanlarda Alaturka rock yükselişte ama sizin o çoğunluğa göre farklı yanlarınız olduğunu düşünüyorum. Hem vokallerde, hem de Karacaoğlan sözlerini kullanmanızla.

Mert: Müziğimiz vokal ağırlıklı evet, bu yanıyla Mazhar-Fuat-Özkan gibi, Modern Folk Üçlüsü gibi grupları hatırlatıyor olabilir. Diğer yandan '60'ların vokal gruplarına da benzetilebilir, Crosby Stills Nash&Young gibi, Simon&Garfunkel gibi vokal armonilerini kullanıyoruz.

Mustafa: Sözlerin de müziğe çok farklı bir katkısı var. Albümdeki kullandığımız Karacaoğlan sözlerini değiştirsek şarkı çok farklı yerlere gidebiliyor. Günümüz Türkçesiyle çalsak belki standart rock gibi duyulacak olan şarkı, Karacaoğlan sözleriyle çok farklı gelebiliyor.

Mert: Çok sade ve çok etkili sözler. Aşk, yaşam, bazen Tanrı sevgisi çok evrensel konular, yüzyıllar önce var olan ve hep var olacak konular bunlar.

Son zamanlarda kimi dinlediniz?

Barış: Sami Yusuf diye bir adam var, vokal ağırlıklı bir albümü var, onu çok dinledim. Norah Jones'u çok dinledim bir de.

Mert: Birçok iyi grup var eskilerden ama özellikle son dönemden Norah Jones diyebilirim.

Emre: Ben Foo Fighters ve Red Hot Chili Peppers dinledim. Türk olarak da Şebnem Ferah.

Mustafa: Albüm için çalışmaya başladığımızdan beri çok fazla bir şey dinleyemedim ama en son Maroon 5 ve Travis'i son dinlediğimi hatırlıyorum.

 

Yorum Ekle


    • >:o
    • :-[
    • :'(
    • :-(
    • :-D
    • :-*
    • :-)
    • :P
    • :\
    • 8-)
    • ;-)

    Toplam 0 yorum var

    Reklam

    NE VAR NE YOK?





    Feedback