|
İSTANBUL'U ÇOK ÖZLEDİK / Tea Party
Jeff Martin'in Türk insanını çok sevdiÄŸi belli ama onunki TörkiÅŸ kebap TörkiÅŸ raki durumları deÄŸil. Daha çok bu toprakların içinde saklı olan bilgeliÄŸe aşık o. Jeff'le Türkiye dışında, Marilyn Manson ve Nick Cave hakkında da konuÅŸtuk. İlginizi çekecektir bana kalırsa. Åžu anda neredesiniz, promosyon turnesinde falan mı? Hayır, evdeyiz. Albüm sonrası yorgunluk atıyoruz. 'The Interzone Mantras' diÄŸer albümlerinize oranla daha mı yorucuydu? Psikolojik açıdan nasıl bir dönem yaşıyordunuz albümü yaparken? 'The Interzone Mantras'ı yaparken de herkes kendi hayatının en tuhaf dönemlerini yaşıyordu. Jeff (Burrows) ile anlaÅŸmak zordur mesela, albümü yaparken de çok sinirliydi. BaÅŸladığımızda benim de duygusal açıdan kötü bir dönem yaÅŸadığımı iÅŸin içine katacak olursak hepimiz gergindik. Bu yüzden önce bir süre ara verme kararı aldık. Sonra bir masanın etrafında oturduk ve bağıra çağıra derdimizi anlattık birbirimize. O konuÅŸmadan sonra bir hayli rahatlamıştık ve bu rahatlık albüme de yansıdı. Ama her açıdan yaptığımız en yorucu albümdü. MüziÄŸinizi yazarken üçünüz arasındaki iliÅŸki nasıl bir rol oynuyor? Aslında fazla bir rolü olduÄŸunu söyleyemem. Kendi dertlerim ya da dünyanın dertleri hakkında konuÅŸmak için Jeff'i ve Stu'yu tercih ederim ama yazarken baÅŸka insanlarla fikir alışveriÅŸine gitmek daha çok iÅŸime geliyor. Ben de oturup onlar nasıl hisseder nasıl düşünür diyerek yazmıyorum ÅŸarkıları. Albümün bir kısmını Prag'da yazdınız. Peki Prag'ın etkileri ne oldu? Daha önce Prag'da bulundun mu bilmiyorum, eÄŸer bulunduysan ne kadar büyülü bir ÅŸehir olduÄŸunu bilirsin. Her yerde sanat var. Tanıştığın tüm insanlar ya ÅŸair, ya müzisyen, ya ressam. Åžehrin karanlık atmosferi ve mimarisi de iyi rock ÅŸarkıları yazmak için çok ideal bir ortam oluÅŸturuyor. Kaybolmak için mükemmel bir ÅŸehir. Herkesten, gruptakilerden bile kaçmak istediÄŸim bir dönemde Prag'a gittim ve çok iyi bir seçim yaptığımdan eminim. Özellikle sokak kahvelerinden çok etkilendim. Kütüphanenizden yararlandığınızı ve kitaplardan ilham aldığınızı biliyorum. Ne tür kitaplar var raflarınızda? Çok fazla tarzda, çok fazla kitabım var. Fransız ÅŸairleri, İngiliz korku yazarları, UzakdoÄŸulu felsefeciler, Beat Generation, Ezoterik edebiyat, mistik metinler, eski din kitapları hep baÅŸucumda durur. Amerikan modernistlerinden özellikle etkileniyorum. William S. Burroughs'un en büyük edebiyat dehası olduÄŸunu düşünüyorum mesela. Tea Party ismi Beat Generation'a gönderme taşıdığına göre şöyle sorabilirim, hiç Burroughs ya da Jack Kerouac için 'spoken word' albümler yapmayı düşündünüz mü? Kanada'da dağıtılan bir denemem oldu aslında. Tamamen benim olduÄŸunu söyleyemem. Küçük müzik ve ÅŸiir kulüplerinde tanıştığım bir iki adamın fikriydi ve hemen katıldım. Çok az sayıda basıldı, demo olduÄŸunu bile söyleyebiliriz. Åžu anda en çok yapmak istediÄŸim ÅŸeylerden biri bu, sormana çok sevindim. Ama grup öncelikli, biliyorsun. Grup olarak yapmak istediÄŸimiz her ÅŸeyi tamamlamadan baÅŸka denizlere açılmak istemiyorum. Yeni albümdeki 'Must Must' isimli ÅŸarkı Nusrat Fateh Ali Khan'dan izler taşıyor ve Sufizm ile ilgili. Nasıl geliÅŸti Sufizm'e ve sanatçıya olan ilginiz? Sufizm'i anlamak için on yıl süren bir içi yolculuÄŸa çıktım. 19 yaşındayken Nusrat Fateh'i keÅŸfetmiÅŸtim. Onun melodiye hükmediÅŸ ve melodinin içinde kayboluÅŸ biçimi beni hep etkiledi. Sufizm'i ezoterik dili Kwali'de 'Must Must'ın anlamı Allah'ın insanoÄŸluna ışığı ve hayatı yaymasıdır. Bu bence aşırıcılığın ulaÅŸabildiÄŸi en güzel nokta. İslam'ın kabul ettiÄŸi gibi, Sufizm, Tanrı aÅŸkının en uç noktasıdır ve tamamen pozitiftir. Bir batılı olarak bu görüşe adapte olmam zaman aldı ama özellikle çektiÄŸim acıların beni pozitif bir insan yapacağı inancına sıkı sıkıya sarıldım. Bu acıların fiziksel iÅŸkenceyi de kapsayabilir ve bu hiç de zarar verici deÄŸil. BildiÄŸim kadarıyla ezoterik edebiyata ilginiz Aleister Crowley hayranlığına dayanıyor. Crowley'nin metinlerini bildiÄŸimiz tarzların dışında kullanmanız da benim açımdan çok ilgi çekici. Crowley'i kolejde okurken keÅŸfetmiÅŸtim. KiÅŸiliÄŸim yapılanırken üzerimde çok etkili oldu, bundan da çok mutluyum. '777' okuduÄŸum en ürkütücü metindir. Åžarkılarımda Crowley'nin ve '777'in izlerini bulabilirsin. Çünkü uzun yıllar o kitabın içinde yaÅŸadım. Bugün Marilyn Manson ya da tersi bir örnekle Nick Cave'in dinsel unsurları müziklerinde kullanmasını nasıl karşılıyorsunuz? İki isim arasında çok büyük fark var, sen de takdir edersin. Nick Cave bir sanatçı, Marilyn Manson ise deÄŸil. Manson'ın dinsel unsurları ÅŸarkılarında kullanması bana ÅŸaka gibi geliyor. O rock'n'roll sirkinin cücelerinden biri. Nick Cave ise bir dev. Cave'in ÅŸarkılarında tutku var. Benim ÅŸarkılarımda da öyle olduÄŸunu umuyorum. Ama ben Cave gibi de kullanmıyorum dinsel ifadeleri. Pek çok rock grubu için rock grubu olmak ve rock geleneÄŸinin içinde yer almak çok önemli. Tea Party bu durumu nasıl yorumluyor? Rock müziÄŸin çok görkemli kahramanları var. Tea Party bu kahramanlar arasında yer almak istemiyor. Çünkü bir geleneÄŸe dahil olmakla grur duymak geçmiÅŸe borçlu kalmayı gerektirir. Biz böyle bir borcu ödemeyi kabul etmiyoruz. Fütüristik argümanlar daha çok ilgimizi çekiyor. Konuyu saptırarak stüdyonuzun nasıl göründüğünü sorabilir miyim? Sizin İstanbul'da çayhaneler vardır. Hayır, çayhane deÄŸil, Nargileciler! Limanın orda sahilde Nargileciler vardır, bilir misin? Evet, Tophane'de:) Tophane dediÄŸin eski Osmanlı cephaneleri deÄŸil mi? Ordaki nargilecilere benziyor stüdyomuz. Duman altı:) Hep duman ve tütsü kokar, hep çay kokar. UzakdoÄŸudan getirttiÄŸimiz sarı ve yeÅŸil çaylar. Bunun dışında herhangi bir stüdyo gibi, bir dolu parçalanmış gitar ve anfi var. Birkaç kez Türkiye'ye geldiÄŸinizi biliyorum. 'The Bazaar'ın videosunu çekmek için geldiniz. Peki baÅŸka bir sebeple de geldiniz mi? ÅžiÅŸe'den (ÅŸiÅŸe kelimesini Türkçe söylüyor) sigara içmek için geldik:) Nargilecileri özlediÄŸimi hissettim ÅŸimdi. 'The Bazaar'ı çekerken mükemmel zaman geçirmiÅŸtik. Bizi ve hatta enstrümanlarımızı tanımayan bir dolu yaÅŸlı insan yanımıza gelmiÅŸti. Çok sevecen davrandılar bize. YaÅŸlı teyzeler (teyze kelimesini de Türkçe söylüyor). Türk müziÄŸi bile Türkiye'yi ziyaret etmek için yeterli sebep. orada yaÅŸadığın için çok ÅŸanslısın, özellikle güneÅŸli günlerde. Yeniden orada olmayı çok istiyorum. Bir arkadaşımız küçük bir stüdyo ayarlamıştı bize orda çalışmamız için. Orası hala duruyor. Yani İstanbul'da parasını ödediÄŸimiz bir dükkanımız bile var, ama biz yıllardır gitmedik oralara. Biz de bir Tea Party konseri görmeyi çok istiyoruz. Hatta bu hayattaki en büyük isteklerimizden biri. Nargileciler:) Åžaka bir yana, bu iÅŸ biraz da organizatörlerin istemesine bakıyor biliyorsun. Müzik sektörü açısından dertli olduÄŸunuzu biliyorum, her istediÄŸiniz grubu seyredemiyorsunuz orda. Tea Party olarak bize düşeni yaparız. BaÅŸkaları da yapmalı ama. Â
|
..FORUMDAN SON KONULARNE VAR NE YOK?
|

sevda yorumu
Pazartesi, 01 Mart 2010