üye ol
Üyelikten çık
bj HABER KLÜBÜ
KISA KISA
bluejean Online  
 
NE VAR NE YOK?  
 
Giriş yap
Kullanıcı adı:
Şifre:
Üye olmak için tıklayınız:
KLAVYECİLER
Davulcular, bas gitaristler derken, grup sound'unu oluşturan bir başka önemli enstrümanın sahibine geldik: Klavyeciler. Sahnede pek önde olmasalar da, birçok grubun özgün sound'unu yaratmasında klavyecilerin katkısı yadsınamaz. Biz de yadsımadık zaten ve tuşlu çalgılara elleriyle ruh veren bu müzik ustalarını listeledik...

Davulcular, basçılar derken geldik tuşlu çalgıların ustalarına. Davul ve bas eğer ritmin kalbiyse, gitar ve klayve de melodinin kalbidir. Popüler müziğin kaderi bu sanırım. Gitarist sahnede hep önde durur, hareket özgürlükleri neredeyse sonsuzdur. Hele tuttuğu enstrüman bir de eline yakışıyorsa seyircinin gönlünü alması uzun sürmez. Tersine, tuşlu çalgıların kahramanları, eğer aynı zamanda şarkı söylemiyorsa arkada duran, yerlerinden kıpırdayamayan müzisyenlerdir. Fakat albümlerde eşit koşullarda kapışır gitarist ve klavyeciler. İşte burada tuşlu çalgılara ağır yüklerin bindirildiği progressive rock da olsa, şarkıların tüm yapılarının üstlerinde kurulduğu R&B de olsa, gitara arka çıkma görevini üstlendikleri hard rock da olsa klavye ustalarını takdir etmek güç olmaz. Bu sefer listemizdeki isimlerin çoğunun nüfus cüzdanları biraz sararmış. Bunun sebebi hem 1960 ve 70'lerin müzisyenliğin zirvede olduğu seneler olması, hem de 1980'lerden itibaren bilgisayarların evlere dökülüp mertliğin son bulması. Elbette günümüzde hem tuşlu çalgıları, hem de elektronik cihazları naçizane güzellikte kullanan pek çok sanatçı var; fakat inanın şu aşağıdaki ihtiyarlar gibisi pek az geldi. Haydi gelelim sadede...

STEVIE WONDER

STEVIE WONDER
STEVIE WONDER
R&B, caz, funk, reggae ve pop'u bir kazana atıp karıştırarak tek bir ürünmüş gibi sunabilmek için sıradışı yeteneklere sahip olmak gerekiyor. Stevie Wonder'da da tam olarak bu tip bir kabiliyet var. Dokuz yaşına geldiğinde piyanoya, davula ve mızıkaya hakim olması bir yana, henüz bacak kadarken Ray Charles şarkılarını icra etmeyi başarabilmiş ve kendisine hem R&B, hem de pop listelerinin zirvesinde yer bulmuş. Gerisini hepiniz biliyorsunuz. Görmemesine rağmen elleri klavyesinde, kafasını mutlu mutlu sallayan, hayata her zaman pozitif bakan ve hem politik, hem de sosyal anlamda sorumluluktan kaçmayan bir süperstar Stevie Wonder. Bugün hala etkilerini Jamiroquai, Maroon 5 gibi çok göz önünde gruplarda bile çok güçlü hissettirecek karizma ve orijinallikte bir müzisyen. Bestelerinin derinliği ve kompozisyonlarının altındaki deha bir yana, klavyesiyle neler yapabileceğini merak ediyorsanız, "Songs in the Key of Life", "Talking Book" ve "Innervisions" albümleri tavsiyemdir.

RAY MANZAREK

The Doors

RAY MANZAREK
RAY MANZAREK
The Doors sadece zamanının en büyük gruplarından biri değil, aynı zamanda aşırı dozda dinlendiği takdirde insanı transa sokacak bestelerin sahibi olarak tanınır. Bu haklı şöhreti kazanmalarında kimileri liderlik rolünü rahmetli Jim Morrison'a yüklese de, işin trans kısmında devreye giren isim gelmiş geçmiş en iyi rock klavyecilerinden Ray Manzarek'tir. 'Riders on the Storm' ve 'Light My Fire' eğer bugün hala en sevilen The Doors şarkılarının başında geliyorsa, bunda Manzarek'in artık herkes tarafından ezbere bilinen doğaçlamalarının da hakkını vermek gerekiyor. Duyulduğu ilk notada tarzını hissettiren Ray Manzarek, The Doors'un ardından ticari başarıdan uzak birkaç solo ve ortak çalışma piyasaya sürdü. Şu anda ise The Doors of the 21st Century (D21C) adı altında, grubun eski şarkılarını gitarist Robby Krieger ve çeşitli konuklar eşliğinde konserlerde çalmakla, sonra da bu canlı kayıtları piyasaya sürmekle meşgul.

RICHARD WRIGHT

Pink Floyd

RICHARD WRIGHT
RICHARD WRIGHT
Ağzımız şartlanmış artık sanki. 70'lerin en büyük rock grubu kimdir diye sorsanız ilk akla genellikle Pink Floyd gelir. Her üyesiyle muhteşem yeteneklerin buluşması ve albümlerinin gücüyle devrim üstüne devrim yaratan bir fenomen. Grubun klavyecisi Richard Wright da Pink Floyd'un başarısında yaratıcılığını parmaklarına sonuna kadar yansıtarak aklın sınırlarını zorluyor. Tekniğindeki ustalık, bir Rick Wakeman olmasa da hiç şüphe uyandırmayan hızı ve bestelerinde kullandığı efektlerin cesareti kendisini sadece bu listenin değil, dünyadaki bütün "en iyi klavyeciler" listesinde zirveye veya çok yakınına yerleştiriyor. "Dark Side of the Moon", "Wish You Were Here" ve "Animals" albümlerinden herhangi bir şarkıda bu büyük yeteneğe rastlayabilirsiniz. Özellikle 'Sheep', 'Echoes', 'Shine on You Crazy Diamond' ve 'Time'a dikkat.

KEITH EMERSON

Emerson Lake & Palmer

KEITH EMERSON
KEITH EMERSON
Bir zamanlar progresif rock'ın bayraktarlarından biri olan Emerson Lake & Palmer üçlüsünün klavyedeki beyni. "Tarkus", "Pictures at an Exhibition" ve "Trilogy" gibi mihenk taşı progressive albümlerindeki tüm müziğin üstünü örten dopdolu performanslarıyla gönülleri fetheden Keith Emerson'un progresif kelimesinden de anlaşılacağı gibi yenilikçi ve deneylerden çekinmeyen bir tarzı vardı. Kendisi aynı zamanda birçok müziksever için syntheziser teknolojisini popüler hale getiren isim oldu. Bunun dışında virtüöz kimliğini kanıtlamakta da hiç zorlanmadı. Temel tekniğinin yanısıra sol eliyle attığı sololardan tutun da, klavyeyi ters çalabilmeye kadar seyircileri hayretler içinde bırakan akıl almaz şovlarını da eksik etmedi. Grup ne yazık ki, 1992'deki başarısız "Black Moon" birleşmesini saymazsak, 70'lerin sonuna kadar dayanamadı ama Keith Emerson'un ismi akıllara rock tarihinin en ilham veren klavyecilerinden biri olarak kazındı. Kendisi daha sonra solo çalışmalarla, film müzikleriyle ve kendi grubuyla müzikten uzaklaşmamaya çalışsa da, Emerson Lake & Palmer ile yaşadığı başarıların yakınından geçemedi.

DONALD FAGEN

Steely Dan

DONALD FAGEN
DONALD FAGEN
Steely Dan'e damga vurmak gerçekten güç. Bazı müzik eleştirmenleri ve dinleyicilerine göre bir jazz-rock grubu Steely Dan. Diğerlerine göre ise pop-caz, albüm rock ya da hatta soft-rock. Ne olursa olsun, Steely Dan'in tüm caz köklerine karşın bir pop ya da rock grubu olduğu bir gerçek. İşin komik tarafı ise grubun iki beyni, gitarist Walter Becker ve onur konuğumuz klavyeci Donald Fagen'ın rock müzikten zevk almadıklarını her fırsatta dile getirmelerinde. Fagen'ın tuşlu çalgılardaki sofistike sound'u, melodik ritimleri ve inanılmaz komplike armonileri en az Becker'ın gitarı kadar önemli bu yaşayan efsane topluluk için. Suratının asıklığı ve birkaç yıl öncesine kadar kalabalık içinde çalmaktan nefret etmesiyle de nam salan Fagen'ın enstrümanıyla yakaladığı zenginlik cazın dışında aynı zamanda geleneksel pop, blues and R&B kalıplarını da kendine kaynak olarak kullanmasındadır. Şarkı sözleri ise genellikle ironik ve gizemlidir; entelektüelliğini edebi olarak dışarı yansıtmaktan hiç çekinmez. Şarkı yazarlığı, vokal ve tuşlu çalgılardaki ustalıklarına "Countdown to Ecstasy", "Pretzel Logic", "Aja" gibi klasik Steely Dan albümlerinde tanık olmak mümkündür. Steely Dan tüm zamanların en klas ekiplerinden biri, Donald Fagen de en klas müzisyenlerinden biridir.

EDGAR FROESE, CHRISTOPHER FRANKE, PETER BAUMANN, KLAUS SCHULZE

Tangerine Dream

EDGAR FROESE, CHRISTOPHER FRANKE, PETER BAUMANN, KLAUS SCHULZE
EDGAR FROESE, CHRISTOPHER FRANKE, PETER BAUMANN, KLAUS SCHULZE
En iyi klavyecilere bir grubu komple koymak ne kadar radikal bir hareket bilmiyorum ama ne bu öncü grubun hiçbir üyesine haksızlık yapabilirim, ne de bu küçük listemizin dört sırasını aynı grubun üyelerine adayabilirim. Öncelikle hemen söyleyeyim; günümüzün rock gruplarının ve dinleyicilerinin bir Led Zeppelin, Hendrix, Deep Purple ve onlarca isme gösterdiği saygğ ve ilginin onda birinin elektronik kökenli müzisyen ve hayranlar tarafından Tangerine Dream'e gösterilmemesine yıllardır hayret ediyorum. Kim ne dersin, Tangerine Dream'in –ister 80'ler, ister 90'lar, isterse bugünler olsun- kendisinden sonra gelen bütün türlerdeki elektronik ve klavye kökenli enstrümantal müziğe verdiği ilhamı belki de kimse vermemiştir. Bugün space rock'tan dans'a, new age'dan ambient'a varana kadar birçok müzik türünün sound'u Tangerine Dream'in daha 1970'te açtığı yoldan yürümekte. 70'lerde yayınladıkları "Phaedra", "Stratosphear", "Force Majeure" gibi baş yapıtları hala onların dahiliklerini eskimeden göstermekte. Yine de ben de dahil olmak üzere, birçok Tangerine Dream hayranı grubun klasik üçlüsü (Froese, Franke, Baumann) parçalandıktan sonra takibi yavaş yavaş azaltmaya başladı. Hiçbiri eski albümlerinin kalitesiyle kıyaslanmasa da son 25 yılda Tangerine Dream hala hayatta kalmakta ve müzik yapmaya devam etmekte. Can ve Kraftwerk ile beraber Alman müziğinin üç mihenk taşından biri bana sorarsanız.

NICKY HOPKINS

Rolling Stones

NICKY HOPKINS
NICKY HOPKINS
En büyük klavyecilerden bahsedip de aramızdan henüz 50 yaşındayken ayrılan Nicky Hopkins'ten bahsetmemek imkansız. Hopkins, çoğu zaman ciddi rockseverlerin bile gözünden kaçmış, ismi çok nadiren müzik sohbetlerine konu olmuş bir müzisyen. Oysa bütün bu gizliliğine ve tanınmamışlığına rağmen, özellikle Britanya'da onun peşinden koşmamış çok az efsane müzisyen vardır. Herkesin çok sevdiği, müzisyenliğine şapka çıkardığı ve stüdyoya sokabilmek için her türlü numaraya başvurduğu bir adamdı Hopkins. İnanmak için evinizde 1960 ve 70'lerin birçok klasik rock albümünün kapaklarına bakmanız yeterli. Beatles ve solo olarak Lennon, Harrison, McCartney, David Bowie, Joe Cocker, Rod Stewart, The Who, Jeff Beck, Jefferson Airplane, Jimmy Page, Steve Miller ve Kinks, Hopkins'in tuşlu çalgılardaki (özellikle piyano ve org) ustalığından faydalanan isimlerden sadece birkaçı. Fakat Nicky Hopkins denince insanın aklına Rolling Stones gelmemesi olanaksız. Sayısız klasik Stones albümünün en önemli müzisyenlerinden biri olan Hopkins, yıllarca beraberce çalıştığı bu efsane topluluğun artık "altıncı adam"ı olup çıkmıştı. Hatta ben bir adım ileri giderek kendisini Keith Richards ile birlikte Stones sound'unun en belirleyici ikinci müzisyen olarak tanımlayabilirim. Maalesef bütün hayatı boyunca sağlık sorunlarıyla boğuşup durdu ve genç sayılabilecek bir yaşta aramızdan ayrıldı.

RICK WAKEMAN

Yes, Solo

RICK WAKEMAN
RICK WAKEMAN
Bill Bruford ve Chris Squire'in ardından bir Yes elemanı daha karşınızda. Progressive rock'un mihenk taşlarından Yes'in isim olarak belki de en ünlü ismi olan Wakeman, klasik rock'çılara göre bir klavye sihirbazı, punk'çılara göre ise kafayı çizmiş anlamsız bir çılgın. Eğer ikinci kategoriye dahilseniz aynen bir sonraki klavyeciye geçiş yapabilirsiniz. Çünkü kanımca -her ne kadar bir-iki tanesi dışında solo albümlerinden pek haz etmesem de- Wakeman'ın Yes ile kariyerinin zirvesindeyken kaydettiği albümler aynı zamanda rock tarihinin en büyük klavye performanslarını barındırmakta. Henüz küçük yaşta başladığı ve Royal College of Music'e kadar uzanan klasik müzik eğitimine rağmen rock müzisyenliğini tercih eden Wakeman, aynı zamanda progressive rock kalıplarının dışına çıkıp birçok dev ismin de 70'lerdeki klasik albümlerine emek vermiş bir isim. David Bowie, Al Stewart, Lou Reed, hatta hatta Black Sabbath gibi "nasıl olur?" denecek kombinasyonların içinde yer almıştır. Fakat bizim için önemli olan Yes ile kaydettiği ve grubun kimliğini ve şöhretini kazanmasında büyük rol oynadığı "Fragile" ve "Close to the Edge" albümleridir. Ayrıca solo LP'leri "Six Wives of Henry", "King Arthur" ve "Journey to the Center of the Earth"ün de yardımıyla dünyanın ilk klavyeci süperstarı olmuştur. Hala Yes ile beraberliği sürmektedir, hala yılda iki-üç solo albüm çıkarmaya devam etmektedir ve kulüplerinin yönetim kurullarında yer almaya kadar uzanan bir futbol sevgisine sahiptir. Moog ve Mellotron denince akla ilk gelen isimlerdendir.

BRIAN ENO

Roxy Music, Solo

BRIAN ENO
BRIAN ENO
Eğer şu an fark ettiyseniz bu satırlarda onore edilmek için illa ki enstrümanlara diz çöktürecek derecede virtüöz olmaya falan gerek yok. Brian Eno, bir klavye virtüözü değil elbette. Bir Rick Wakeman ya da Keith Emerson ile yanyana gelip aşık atacağı da yok şüphesiz. Fakat Eno, pop müziğin yetiştirdiği en büyük sanatçılardan, en özel beyinlerden biri. Eno'nun resimlerini çizdiği, dünyasını dışarı açmasını sağlayan paleti ise klavyeleri. O yüzden ki tuşlu çalgılarını bir sürat teknesine çevirmemesi ya da dakikalarca sürecek sololara alet etmemesi bana göre sorun değil. Keza kendisi pop müziğin belki de en "minimalist" ismi. Ona göre miktar asla önemli değildir; önemli olan dinleyicinin yaşadığı tecrübenin zenginliğidir. Müzisyen görevinin dinleyicinin aklındaki tetiği çekmesi gerektiğine inanır. Bütün dünya aşk şarkılarını zaten yazmakta olduğu için öyle hassas konulara girmeyi pek sevmez. Yaratıcılığını Oblique Strategies denen tarotumsu kartlarından alır. Pop'tan punk'a, elektronik'ten new age'e kadar etkilenimlerinin uzanmadığı yer yoktur. Aynı zamanda dünyanın en saygıdeğer ve ulaşılması en güç yapımcısıdır. David Bowie'nin Berlin üçlemesi, Talking Heads'in "Fear of Music" ve "Remain in Light"ı, U2'nun son yirmi yıldaki hemen hemen tüm LP'leri onun hem yapımcı, hem de müzisyen olarak kaydettiği baş yapıtlardan bazıları.

JON LORD

Deep Purple

JON LORD
JON LORD
Belki içlerindeki çalkantılardan, belki de albümlerinin istikrarsızlığından… Bugüne kadar dünya çapında 100 milyon albüm satmasına rağmen bir Led Zeppelin'in oturduğu tahta oturamamıştır Deep Purple. Yine de 1970-1973 arası kısa dönemde dünyayı altüst edecek derecede salladıkları kesin. İki - üç yıl önceki emekliliğine kadar beşlinin tuşlu çalgılardaki maestrosu Jon Lord, grubu ayakta tutan, en zor zamanlarında bile terk etmemiş koruyucusuydu. Onun da dokuz yaşında başlayan bir klasik müzik eğitimi var birçok ustada gördüğümüz gibi. Fakat sonradan Jon, kendini rock, caz ve blues gibi müziğin modern türlerine kendini kaptırınca o grup senin, bu grup benim koşturmaya başlıyor 60'lar boyunca. Elbette asıl şöhreti ise Deep Purple'ın kurulmasıyla geliyor. Grubun psychedelic ağırlıklı ilk albümlerini en çok domine eden isim olarak dikkati çeken Lord, solist Ian Gillan'in katılmasından sonraki klasik kadroda da dünyanın ilk gerçek hard-rock klavyecilerinden biri oluyordu. Black Sabbath, Led Zeppelin gibiler o günlerde henüz gitar-bas-davul üçlüsünden vazgeçmezken, Jon Lord "In Rock", "Fireball" ve "Machine Head" gibi inanılmaz klasik rock albümlerinde oynadığı rolle hard rock ve heavy metal gibi sert müziklerde de klavyecilerin ne denli büyük rol oynayabileceğini gösteriyordu herkese. Hiç dinlememiş olmama rağmen kendisinin ilginç solo albümleri olduğu da söylenir. Çok babacan, içten, dünya tatlısı bir adamdır aynı zamanda.

VE DİĞER USTALAR

...

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _
Tüm sitede ara

ÖNEMLİ OLAN SEVGİ
EMI etiketiyle yayınladığı ''İstanbul'', ''Copenhagen'' ve ''Brasil'' üçlemesiyle karşımıza çıkan İlhan Erşahin ile hem bu üçlemeyi hem de gelecek planlarını konuştuk.
BİREYSEL BİR ALBÜM OLDU
Tan Tunçağ ve Miray Kurtuluş'un MySpace üzerinden tanışmalarıyla tohumları atılan Mira, ilk meyvesini geçtiğimiz ay ''Eve Dönmeliyim'' albümüyle verdi.
X Anket: YENİ DÖNEM AMY WINEHOUSELAR
Yayınladıkları albümlerle müzik eleştirmenleri tarafından 'Yeni Nesil Amy Winehouse' olarak tanımlanan isimlerden hangisi sizce hangisi bu unvanı daha çok hak ediyor?
Diğer Anketler
HAYKO CEPKİN:
* HAYATIN BİTTİĞİ ZAMAN STAR OLDUN DEMEKTİR ''Sakin Olmam Lazım'' albümüyle rock sahnemize sıkı bir giriş yapan Hayko Cepkin, ''Tanışma Bitti'' adını taşıyan ikinci albümünün kayıtlarına bir süre önce başladı. Hayko ile geçmişte albüm ve müzik üzerine bolca konuştuğumuzdan bu sefer farklı bir şeyler yapalım istedik ve sahne haricindeki Hayko Cepkin nasıldır diye kapısını çaldık. Onunla beş gün boyunca dört ayrı ortamda birlikte olduk. Konserde, yolculukta, evde ve arkadaşlarıyla beraberken. İşte bilmediğiniz ama merak ettiğiniz pek çok yönüyle Hayko Cepkin.
MÜZİK İŞÇİLERİ:
* VOKALİSTLER 2 Yazdık yazdık kuyruğuna geldik. Davulcular, basçılar, klavyeciler, gitaristler, erkek vokalistler derken geldik serimizin sonuna. Son konuklarımız kadin vokalistler. Yine seçmesi birbirinden zor onlarca isim, yine birbirinden harika 30 vokalist. Dargınlık kırgınlık olmasın giderayak. O yüzden sevdiğiniz birkaç ismi unutmuşsak affola. İşte Billie Holiday, Dinah Washington, Ella Fitzgerald, Diana Krall, Norah Jones gibi caz kökenli seslerin klasman dışı kalmasını fırsat bilerek listemize girmeyi başaran pop, rock ve R&B'nin seçmece kadın sesleri...
MICHAEL JACKSON:
* KARAR: SUÇSUZ! 31 Ocak 2005 tarihinden beri mahkeme salonlarının en ünlü konuğu olan Michael Jackson, hakkındaki sayısız iddiayı geride bırakarak suçsuz olduğunu kanıtladı. Yaklaşık beş aydır hayatının en zor anlarını geçiren şarkıcının bu süreçte neler yaşadığını analiz ettik.
ONE HIT WONDERS:
* MÜZİĞİN NOKTA VURUŞLARI Popüler müziğin en önemli fenomenlerinin başında gelir One Hit Wonder ya da Türkçe'de tam doğru olarak kullanmadığımız haliyle tek şarkılık liste başarıları. Ortada oldukları dönemde herkes onlardan bahseder ancak listelerdeki hakimiyetleri bittiğinde adları bile hatırlanmakta zorlanılır. Kerem Arsal, one hit wonder olayını sizler için araştırdı ve örnekledi.
BENICASSIM 2004:
* ME GUSTA ROCK'N'ROLL! Avrupa'nın en heyecan verici rock festivallerinden birisi Benicassim'de düzenlenen FIB Heineken. Sadece İspanyolları değil, harika havası ve deniziyle de İngilizler ve Fransızlar başta olmak üzere tüm Avrupa'yı ilgilendiren festivali bu sene yerinde izleyebildik. Yediğimiz, içtiğimiz, gördüğümüz, dinlediğimiz sizin olsun o zaman!
Bütün dosyalar
ADnet Reklamları



  ANASAYFA | İŞ FIRSATLARI | BİZE ULAŞIN | KÜNYE | ABONELİK
KALİTE KONTROL | LİSTELER | AJANDA | NE VAR NE YOK? | ŞARKI SÖZLERİ | RÖPORTAJ ARŞİVİ | SİNEMA | E-KART | WALLPAPER
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.